Çamşıh Ozanları

aliertekin mehmetalikarababa alirizayalcin fezullahcinar mahmuterdal
ali metin
aliertekin mehmetalikarababa alirizayalcin fezullahcinar mahmuterdal
Ozan Feyzullah Çınar PDF Yazdır e-Posta
Ali Haydar Yalçın tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 02 Mart 2011 11:49

alt



DİVRİĞİ GAZETESİ

1 MART 2007 

YIL 1 SAYI:7

OZANLARIMIZ KÖŞESİ


OZAN FEYZULLAH ÇINAR

 Merhaba değerli dostlar,

Bundan böyle bu köşede siz değerli dostlarımla birlikte olmaya gayret göstereceğim.

Halkın içinden gelen,duygularımızı,düşüncelerimizi,yüreğimizdeki acıyı,kederi,sevinci dizelere deyişlere şiirlere ,türkülere  döken , kültürümüzü en iyi şekilde tanıtan  değerli halk ozanlarımızı bu köşede tanıtacağım.

Bu sayıda Çamşıh’lı ozanımız FEYZULLAH ÇINAR dan başlayarak diğer ozanlarımızı her sayı tek tek yazacak diğer yörelerdeki ozanlarımızada yer vereceğim.

 Feyzullah Çınar'ı yazarken 1997 yılında yayınlanan Rooll Dergisine yazan Sevgili Ulaş Özdemir’in yazısına rastladım, Feyzullah Çınar’ı o kadar güzel yansıtmışki  o yazıyı alıntı yaparak sizlerle paylaşmak istedim.


Çamşıhı'dan Gelen Gariban

Osmanlılar döneminde, Sivas-Divriği beylerinden İman Bey ile kardeşi Osman Bey tarafından Mahmut Ağa adında birine subaşılığı verilir. Bir vadi gösterilir; »bu vadide köyler oluştur, ziraat yaptır, devletin payını da ver« denilir. Mahmut Ağa, kardeşi ve dedesinin talipleri ile birbirine yakın köyler kurarak bu vadiye yerleşir.

”yazar,Çamşıh’ından ve dedemiz Mahmut ağadan bahsediyor,bu konu Av. İsmail Metin’in yazdığı Çamşıh tarihi adlı kitabında ve www.camsih.com deki sütunda geniş olarak yazar.”

Gel zaman git zaman, o köylerde 70’lerden sonra halk müziğine önemli türküler kazandıran Aşık Ali Metin, Mahmut Erdal gibi büyük âşıklar yetişir. Hele Feyzullah Çınar adında bir ozan vardı ki... Çocukluğumda makaralı teyplerde durmadan çalınırdı Feyzullah Çınar’ın türküleri. Ruhi Su ve Aşık Mahzuni’yi de duyardık ama Çınar’da başka bir şeyler vardı sanki. Yumuşak mızrabıyla vururdu sazının döşüne, türkülerini tok ve gür sesiyle söylerdi. Ama bu, Ruhi Su’nun sesi gibi bir gürlük değildi, Sanırsınız ki nasihat ederdi karşısındakine. En önemli özelliği, deyişlerinin sözlerini eze eze, harf harf duyurmasıydı dinleyenine. Mahmut Erdal’ın dediği gibi, »deyişlerini sanki konuşur gibi söyler«di. Zülfü Livaneli’ye sorarsanız, »halk müziğimizin en güçlü temsilcisi« odur.

1937 yılında Çamşıhı’nın Çamoağa köyünde doğdu Feyzullah Çınar. Bağlama çalmayı ve deyişleri cem törenlerinde »dede«lerinden öğrendi. Yöresinde çok sevilen âşıkların türkülerini ve usta malı deyişleri de çocukluğunda öğrendi. 1950’de Ankara’ya geldi. Hamallıktan bakkal çıraklığına kadar her işe girdi. 1966’da Alevi deyişleri o yıllarda fazla ortaya çık(artıl)masa da, bir plak şirketi buldu ve o dönemin »ağır« deyişlerinden »Fazilet«i okudu. »Fazilet« deyişi, yıllar sonra bile birçok halk müziği sanatçısının albümünde yer aldı. Plak epey satış yaptı. 1968’de Spor ve Sergi Sarayında düzenlenen Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma gecesine Ruhi Su, Aşık Daimi, Haydar Ağbaba, Ali Ekber Çiçek, Davut Sulari gibi ozanlarla birlikte katıldı. Geceyi izlemeye gelen Paris Üniversitesi’nden Türkolog Prof. Irène Mélikoff, onca ozan arasından en çok Feyzullah Çınar’dan etkilendi. Feyzullah Çınar’la görüşmek istedi ve onu Fransa’ya davet etti. Melikoff, tüm masraflarını karşılayarak Çınar ile birlikte Paris, Bern, Basel, Berlin, Bonn gibi çeşitli Avrupa şehirlerinde konferanslar, radyo ve televizyon programları ile konserlere katıldı. 1971’de Strasbourg’da, »Chants Sacré d’Anotolie, Par Ashik Feyzullah Tchinar« adlı uzunçaları yayınlandı. Albüm, bugüne kadar çok fazla satış yaptı. Daha sonra Türkiye’ye döndü. »Ağır« deyişlerinden dolayı dört kez tutuklandı Çınar.

»Feyzullah’ım deme şükür
Şükür diyen kaldı fakir
Ele altın bize bakır
Düştü sosyal adaletten«...

Ankara yıllarında pek çok sanatçıyla tanışmış, özellikle ressam, gazeteci Fikret Otyam’la, yıllar boyu sürecek sıkı bir dostluk kurmuştu. Tanışmalarını şöyle anlatıyordu Otyam: »Mustafa Timisi, yedek subaylığını yeni bitirmişti. Bir kutlama yapıyorlardı. O zamanlar Tuzluçayır’da gecekonduda oturuyordu. Beni de davet ettiler oraya. Yine teybimi kaptım, gittim. Beş altı insan ileride oturuyor, büyük bir salonda. Biz merdivenli bir yerde yukarıda oturuyoruz. Yukarıda oturan, saz çalan adam vardı. Dedeymiş... Çaldı biraz, sevmedim onu. Sonra »orada bir adam daha var« dedim. Öyle bıyıklı, çok güzel bir adam... Daha sazını filan duymadım. »Bu arkadaş da biraz çalsın« dedim. »Destur veriyor musun?« dediler. »He« dedim. Adam saza bir vurdu, fıttıracağım... Kasedi çevirdim. Tabii berikini de kırmak istemiyorum, ayıp olur. Ayrılırken bir ara dedim ki, »Sen kimsin kardeşim?«, »Ben Feyzullah Çınar’ım« dedi. »Ne iş görürsün sen« dedim »İtfaiyedeyim ben« dedi. Cebimden kartımı çıkardım, »Bir ara bana geliver« dedim. Bir gün geldi ve ölene dek bir dostluk kuruldu. Onunla kaydettiğim bantlar altmış saati buluyor.«... 1983 yılında, Kurtuluş Parkı’nda bir bankın üstünde, kalp krizi geçirerek öldü.



Evet dostlar,  ünlü ozanlarımızı anmak, için ben ve Ozan Hüseyin Karakoç  2007 yılında SU TV de Gidenlerin Ardından diye bir program yapıyoruz. Başta MUHLİS AKARSU ve FEYZULLAH ÇINAR  anıldı ve yayınlandı. Bundan böyle diğer vefat etmiş ozanlarımızı tanıtmaya ve anmaya devam edeceğiz.

Sizlerle olmak bu güzel gazetemizin köşesinde duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak bana sevinç veriyor. Sevgiyle ve dostca kalın.

xxx


Biliyorsunuz bu sene 2007 SU TV de Gidenlerin ardından adlı programı ben ve Hüseyin Karakoç hazırlıyor sunuyorduk .Programda amacımız Kültürümüzü ve halk Ozanlarımızı anmak,her yönüyle tanıtmak.

2.programımız Ünlü Ozanımız FEYZULLAH ÇINAR dı.Konuklarımız, kızı Hüsniye Çınar,yeğeni Murat Metindi.Ozanımız ile ilgili eserleri okuyordu Hüseyin Karakoç ve Murat Metin ,bizlerde Feyzullah Çınar ile ilgili söyleşi ve anıları anlatıyorduk. Bize göre akıcı güzel bir program olmuştu ama montajdaki arkadaşların azizliğine geldik Feyzullah Çınarın kendi sesinden canlı görüntülerini koyun dediğim halde tüm dökümanları verdiğim halde "defalarca sorduğumda koyduk merak etme didiler" yayında gördümki Ozanımızın kendi sesi ve görüntüsü yok çok üzülmüştüm ama ona rağmen olumlu telefonlar almıştım.Aşağıda o programda Feyzulah Çınar'ın kendisinin Hüseyin Polat'a anlattığı bir anıyı anlatmıştım.Aynen buraya aktarıyorum.


Ünlü ozan Feyzullah Çınar l950'li yıllarda İstanbul’da çalışır Unkapanında Meyve Halinde Hamallık yapardı. Efkârlanıp bir akşam meyhaneye gitmiş.
Meyhane sahibi kasada oturuyormuş, garsonu yanına çağırıp,
—Şu yeni geleni gözüm tutmadı, dikkat et demiş. Bu arada Feyzullah Çınar, köfte, pilav, salata ve bir kadeh rakı istemiş. Yemek gelmiş ağır ağır yemeğini yer rakısını içerken, garson hesap pusulasını masaya koymuş.
Yemekler o gün ki para ile 300 kuruştur. Feyzullah Çınar hesap pusulasına bakar, yazarı Âşık Hüseyin Kaçıran'a ait şu eseri okur.


Doldur meyhaneci bir daha doldur
Beş lira borç aldım paralıyım ben
Dolusunu getir boşunu kaldır
Bu gün sabahçıyım buralıyım ben

Âlem zevkten içer bende kederden
Bir yaşında öksüz kaldım pederden
Yardan ayrılmakta varmışkaderden
Ne kadar talihi karalıyım ben

İçip içip sarhoş olmak istiyom
Sızıp bir köşede kalmak istiyom
Yaşamayı deyil ölmek istiyom
Bir dilber elinden yaralıyım ben

Amman meyhaneci doldur ver bana
Bugün içeceğim ben kana kana
İsmim Kaçırandır söyleyim sana
Bütün sarhoşların KIRALIYIM ben


Durumu yakinen takip eden meyhane sahibi, Garsona hesap almamasını söylese'de Feyzullah Çınar itibar etmez, yemeği bitirip, hesabı öder gider.
Bu türküyü Ozanımız Feyzullah Çınar besteleyip okumuştur.Bu günlerde bu türkü sevgili Aynur Haşhaş tarafından sık sık okunup listelerde bir numaraya çıkardı.

Saygılarımla

ALİHAYDARYALÇIN

Ozanımız adına açılan web sitesinden ozanımızın bilgilerine ve yapıtlarına ulaşınız. www.feyzullahcinar.com

Feyzullah Çınar'ın ölüm yıldönümü bu nedenle 24.EKİM.2007 TARİHİNİ FEYZULLAH ÇINAR'I ANMA GÜNÜ ilan ediyoruz.

Sevgili Ozanımız.
Sen Çamşıh sevdalısı, Çamşıh ağzı türküleri en içten duyguyla icra eden,Çamşıh kültürünü yaymada öncülerimizden,Alevi geleneklerini türkülerinde çekinmeden okuyan ve Kültürümüzü Dünyaya duyurmak için çaba harcıyan değerli ozanımız FEYZULLAH ÇINAR seni unutmadık,unutmayacağız,unutturmayacağız,
Çamşıh varolduğu sürece nesiller birbirini takip edecek ama geçmişteki siz değerli ozanlarımızı asla unutmayacaktır.Bizlere bıraktığınız kültür mirasınıza her zaman sahip çıkacağımızın sözünü verirken seni yüreğimizde yaşatacağımızı bildiririz saygı ve sevgiyle anıyoruz. 

Ali Haydar Yalçın

 
Ozanımız FEYZULLAH ÇINAR'ın ölüm yıldönümü için sevgili kardeşimiz ŞÜKRÜ TÜRKCAN 'a hazırlattığımız tanıtım ve anma görüntülerini aşağıdaki adreslerden izleyebilirsiniz.


http://www.youtube.com/watch?v=v_9vR7uRcjc


http://www.youtube.com/watch?v=0wc2mjwoBMs


http://www.youtube.com/watch?v=9d9qewEpBjU


Önümüzdeki günlerde Çamşıh'ının büyük ozanFeyzullah Çınar'ın ölüm yıldönümü. bu haftaki yazımı Feyzullah Çınar hakkında bir kaç anı anlatmayı, büyük ozanımızın belkide bilinmeyen bir iki yönünü de sizlerle paylaşmayı düşündüm. Feyzullah Çınar ismi ile ortaokul birinci sınıfta tanıştım. o dönemde saza yeni başlıyordum. günün belkide on saatini saz çalarak geçiriyordum. ben o zaman kendime ekol olarak Feyzullah Çınar'ı, sazda da Ali Ekber Çiçek'i seçtiğim için bunların kasetterini yüzlerce defa çalar dinlerdim. o zaman köyde elektrik yoktu. teypler pille çalışıyordu. Feyzullah Çınar'ın sesine doymam için yeterli pil alacak param da yoktu. pöslüklerde pil toplardık. Ali Ekber Şahin'in kafası bu tür şeylere çok yatkındı. topladığımız yüzlerce eski pili birbirlerine ekler bize sonsuz bir akü yapardı. bizde Feyzullah Çınar'ı daya doya dinler, sonra da onun türkülerini çalardık. ben ilk okul çağlarında iken Divriği'de okuyordum. Unutmuyorum, Güneş İstasyonda Feyzullah Çınar'ın plaklarını kırdılar. Hangi köylü olduklarını bilmiyorum ama radyolarda duyuru yapılmış, halk galyana getirilmişti. sözleri Esiri'ye ait olan Fazilet isimli türkü yasak edilmişti. Çamşıh'ının hemen yanıbaşında dahi Feyzullah Çınar'ın plakları kırılacak kadar halk galiyana getirilmişse Feyzullah Çınar'ın o dönemde gördüğü baskının büyüklüğünü tahmin ediyorum. Feyzullah Çınar nerede ise linç edilecekti ama ona en büyük destek İran Şahi Rıza Pehlevi'den geldi. Rıza Pehlevi açık açık destek verdi ve baskıları devlet nezninde durdurdu. böylece galyan ve linç girişimi de sona erdi.

 Feyzullah Çınar daha üç dört yaşlarında iken maşayı eline alın akşama kadar saz gibi çalar ağzı ile saz çalar dönmeyen dili ile de türkü söylermiş. - Feyzullah Çınar gençliğinde Milli Piyangonun büyük ikramiyesi çıkmış. Yağbasanlı birisi ile ortak bilet almışlar, piyango kendilerine çıkınca ortağı aklını kaybetmş.

  Çamşıh'ına vardım türküsünü yazıyormuş. "ilahi sevdiğim haktan bulasın/ellerinden gözlerinden olasın" diye başlayan kıtayı yazarken bunları sürekli tekrarlıyor evin içinde de volta atıp gerisini getirmeye çalışıyormuş ama gerisi bir türlü aklına gelmiyormuş. annesi de yere oturmuş yemek hazırlıyormuş. "ne var Feyzullah bu kadar düşünecek -Duvarlar dibinde melul kalasın/ellerinden tutup gezdirenin ben olam" demiş ve türkünün orası da bu şekilde oluşmuş.

 Feyzullah Çınar ile Aşık Veysel ve bir iki ozan içki içiyorlarmış. Aşık Veysel'e şaka yapalım demişler. Kendi kadehlerine fazla doldurup, Aşık VEysel'in kadehine de az içki dolduruyorlarmış. içkinin ortalarında Aşık Veysel "Feyzullah oğlum niye kendinize çok dolduruyorsun da bana az dolduruyorsun" demiş. Feyzullah Çınar da "Veysel baba nereden anladın" deyince Aşık Veysel "kör değilim ya size doldururken şişe iki kere lok lok ediyor, bana doldururken bir kere lok ediyor demiş.

-Feyzullah Çınar yanında tabanca taşıyor ama bunu gizleyecek yeri de iyi bulmuş ama bir gün yakalanmış. hem de tabanca sazın teknesinin içine yapılmış özel bölmede. Hakimin karşısına çıkmış, demek ki ceza almaması için tembihlemişler suçu kendi üzerine almayacak ya "Allah allah bu tabancayı bu sazın içine kim koydu yav" demiş. tabancayı üstlenmeyince de cezadan kurtulmuş. -seksen yılı askeri darbesinden bir kaç ay sonra Feyzullah Çınar, Fikret Otyam arkadaşları akşam bir restoranda içki içmişler. Feyzullah Çınar orada saz çalmış. saz çalınca bütün dikkatler ona yönelmiş ve ortam tamamen değişmiş. Feyzullah Çınar çalıp çağırmış oradakiler de dinlemiş. Feyzullah Çınar'da türkü söylediğinde ortam ve zaman ne olursa olsun bildiğini söylermiş. sol türküleri söyleyince oradakiler tedirgin olmuşlar. Restorant sahibi masalardan birinde oturan ve sivil görevlilere gitip özür dilemiş ve kendi isteğiyle olmadığını söyleyince görevli "bu Feyzullah Çınar elbette söyleyecek" demiş. Yeni Feyzullah Çınarlar yetiştirme dileğiyle Av. İsmail Metin Av. İsmail METİN Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

   
Av. İsmail METİN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir




 Yüreğimdeki FEYZULLAH ÇINAR'I anlatmak istiyorum.


Benim gençlik yıllarımda Ünlü Ozanımızın en parlak zamanı geçiyordu. Ben de ozanımız ve diğer Çamşıh'lı dostlarım gibi gurbette geçim derdine düşmüş geleceği düşünen bir Çamşıh'lıydım.
Feyzullah Çınar'ın sonradan öğrendiğim hayatında geçen fırtınalar, yoksulluk, sanssızlık ne sayarsanız sayın, mucadelesini zaman zaman Hamallık,Çöpcülük,İtfaiyecilik v.s. bir sürü denemelerle geçirmesi ve bu mucadelenin içinde , küçük yaşta öğrendiği bağlamasıyla Çamşıh ağzı türküleri yüreği yettiği kadar duyurması,kültürünü yaban ellere taşıma fırsatı verildiğinde teretdütsüz koşması, Fransa gibi bir ülkede konserler vererek,toplantılar yaparak,İrene Melikof katkılarıyla Ünüversitede kürsü sahibi olması,kültürünrü oralarda öğretmesi, herkesin takdirini toplaması,Alevi kültürü ve ozanlığı konusunda çaba harcaması,bu uğurda hapishanelere girip yargılanması her babayiğidin harcı olmasa gerektir diye düşünüyorum.

Ünlü ozanımızı ilk defa Çamşıh'da yapılan Ortaokul için düzenlenen gecede tanımıştım.Çamşıh Kültür Derneği düzenlemişti geceyi.Başkanı amcam oğlu ünlü şair Ali Rıza Yalçın yapıyordu.Bende yardımcılık yapıyordum.Kulis de birbirimizle hal hatır edip konuşmuştuk.ozanımızı işte ben ilk kez görüyordum.Bir Cumartesi akşamı Tepebaşı Gazinosunda program başladı. Her yer tıklım tıklım doluydu . Sahneye ilk Feyzullah Çınar çıkmıştı.
Sanki yer yerinden oynadı.Çamşıh'ına Vardım Haraba Olmuş, Fazilet, diğer Çamşıh ağzı türküleri söylüyor,halk bir oturup bir kalkıyor tempo tutuyor Çamşıh'ını yaşıyordu. Ozanımızı halk bir saat sahneden indirmedi . İnsanlar ağlıyordu derken diğer ozanlarda sırayla çıktı.

Coşku devam ediyordu.Sıra ile Aşık Ali Metin,Mehmet Ali Karabab,Ozan Mahmut Erdal da güzel performans göstermişlerdi.
Ben o zamana kadar Çamşıh kültürü ve ozanlarına o kadar yakın değildim.O tarihten sonra ozanlar ve Çamşıh benim her zaman baş tacım oldu ve o tarihden sonra bende ozanımız Feyzullah Çınar'ın eserlerini dinliyordum.Bu gün olmuş onun sazından bir tın sesi gelse kulağıma, hemen tanır yanımdakilere Feyzullah Çınar'ın sazı derim,çünki yüreğime işlemişti.

Şunu söylemek istiyorum,
Feyzullah Çınarlar, kolay yetişmiyor.Ozanlar kültürümüzün elçileri,yaşatanı,yayanı, halkın sesi,kulağı,gözü,dili yüreği ,beyni velhasıl halkın taa kendisidir.Bu anlamda ozanlarımıza sahip çıkmak bizlerin görevi olmalıdır diye düşünüyorum.

Ünlü ozanımızın yüzlerce esere imza attığını herkes bilir, ben bunlardan uzun uzun bahsetmeyeceğim. Gerçi Feyzullah Çınar belki çok türkü sözü yazmamış ama çok türkü sözünü bestelemiş yorumlamış halkın beğenisine sunmuş taşımış halkın malı haline gelmiş ölmez eserlere imzasını atmış işte halkın dili,kulağı,yüreği olan bu güzel ozanımızı unutabilmemiz mümkünmü,onları her fırsatta elimize imkan geçtiğinde her türlü medyayı kullanarak  anmak hatıralarını yad etmek ,geleceğe taşımak bizlerin borcu değilmi. Ben elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum yapmaya da devam edeceğim.

Feyzullah Çınar'ın genç yaşta bizleri terk etmesi Çamşıh'ını, sevenlerini üzdü, ardından demeler söylendi,şiirler yazıldı büyük ozanın hayatı yazıldı kitaplara, internet sayfalarına,heykeli dikildi Ankara'ya, çok yazar hakkında yazılar yazdı resimledi,Fikret Otyam telli Kuran'ından bahsetti hep övgüyle .

Sevgili Ozanım bunlar senin sonsuza dek yaşayacağının göstergesi diye düşünüyor,yüreğimdeki FEYZULLAH ÇINAR işte böyle kalacak diyor ve bu anlamlı anma gününde kendisini saygıyla anıyorum.

Saygılar sunuyorum. 24.Ekim.2007

Ali Haydar Yalçın



Son Güncelleme: Cuma, 10 Haziran 2011 18:40
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile