Çamşıh Ozanları

aliertekin mehmetalikarababa alirizayalcin fezullahcinar mahmuterdal
ali metin
aliertekin mehmetalikarababa alirizayalcin fezullahcinar mahmuterdal
Aşık Ali Metin PDF Yazdır e-Posta
Ali Haydar Yalçın tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Şubat 2011 21:38

DİVRİĞİ GAZETESİ

Yayın Tarihi.1 Nisan 2007-06-2007

Sayı.8 yıl 1

 ÂŞIK ALİ METİN 

21.Mart.2007 de SU TV de  Âşık Ali Metin Dedeyi andık. Bu kez programımıza Ünlü ozanımız Mahmut Erdal, Hüseyin Gazi Metin ve Hüseyin Karakoç da katıldılar.


Ozanlarımız Kültürümüzü en iyi yayan ve bizleri en iyi temsil eden insanlardır diyoruz ama sağlıklarında ozanlarımıza yeterli ilgiyi gösterip değer veriyormuyuz? Görüyoruzki hiç bir zaman hiçbir ozanımıza gerektiği kadar değer verilmemişiz, öldükten sonrada baş tacı yapmışız. Bu süreç Yunus Emre ve Pir Sultan Abdal’dan başlar günümüze dek gelir. Bakınız yakın tarihte yitirdiğimiz ozanlarımıza, bu ozanlarımızın ünü yurt dışına taşmış ozanlardır. Âşık Veysel, Âşık Daimi, Âşık Mahsuni Şerif, Ozan Feyzullah Çınar, Mehmet Ali Karababa, Ali Ekber Çiçek, Âşık Ali Metin, Ozan Ali Rıza Yalçın, Âşık Davut Suları, daha adını buraya yazmadığım onlarca ozanımız için sağken neler yapılmış, bakıyoruz ki hiçbir şey yapılmamış. Ama öldükten sonra değişik kurum ve dernekler her yıl kendisine yakın gördüğü ozanları anma günleri, ölüm yıl dönümleri veya doğum yıldönümleri yapıyor. Tabiî ki yapılmalıdır, onlar bu kültüre hizmet etmiş bizim değerlerimizdir. Gerek eserleriyle gerek söylemleriyle onlara hak ettikleri değeri vermeliyiz ama sağlıklarında da bu değerli insanları baş tacı yapmalıyız diye düşünüyorum. Bu gün aramızda yaşayan ne kadar ozan kaldı ki?, bu ozanlarımızda ben öldükten sonramı bana değer vereceksiniz gibi serzenişte bulunuyorlar haklı olarak. Toplum olarak bundan böyle yaşayan ozanlarımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalı ki genç ozanlarımız bu kültürü yaşatmada kendilerini yetiştirme yarışına girsin motive olsunlar üretim devam etsin diyorum.

 Türküler asırlardır Anadolu halklarının duygu ve düşüncelerinin ifadesi olmuştur. Halkın içinde yetişen deyişleriyle halkın sesi olan âşıklarımız değerlerimizdir.  Bir toplumun sanatı toplumsal yaşamla paralel gelişir. Âşıklar da bu yönüyle toplumsal yaşamın ürünleridir. Âşık Ali Metin’ de bu geleneğin temsilcilerindendi.

Âşıkların sevdaları, acıları, hüzünleri, sitemleri, sevinçleri, ayrılıkları, isyanları yaşadıkları toplumla öylesine iç içedir ki bu özelikleriyle halkın temsilcileri olmuşlardır. Ozanlarıyla Anadolu asırlardır bereketlidir ve büyük ozanlar yetişmiştir. Öyle bir verimliliktir ki bu asırlar öncesinden söylenen deyişler bugün bile ışık tutmaktadır bize.

Âşık Ali Metin’ de Sivas’ın kültürel zenginliklerindendir. 1930 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinin Çamşıh’ı yöresinin Şahin köyünde 4 erkek kardeşin en büyüğü olarak doğmuştur.

Ali Metin’ in ailesi tarihsel olarak derin bir alevi kültürüyle yoğrulmuştur. Alevilik de dedelik vasfı babadan oğula geçmektedir. Ali Metin’ in ailesi de bu vasfa sahiptir. Alevi kültürünün etkileri ile yetişir. İlkokulu bitirdiği yıl duvarda asılı duran dedesinin sazı ile kendiliğinden ilgilenmeye başlar. Dedesi Ali Ağa’ nın sazıdır bu. Ali ağa genç yaşta henüz 33 yaşındayken vefat etmiştir. Âşık Veysel’e sazı öğreten kişidir de aynı zamanda. Dedesinin sazıyla öğrenir ilkin sazı, bunu gören babası çok sevinir. Bir koyun karşılığında Çamoağa’ nın köyünde Veli Usta’ dan ona yeni bir saz alır. Bu saz Ali Metin’ in yaşamındaki en büyük mutluluklardan olmuştur ve bu anısını hiç unutmazdı. Sazı yaşamının sonuna kadar en yakını olacaktır ve hiçbir dönem ayrılmayacaktır.



.Dönemindeki âşıklar ve sanatçılarla çok içten ve düzeyli dostluklar kurmuştur. Onların sohbetleri ve söyleşileri dinleyene her zaman büyük hazlar vermiştir. Âşık Daimi, Âşık Veysel, Feyzullah Çınar, Ali Ekber Çiçek, Âşık Mahsuni, Ali Rıza Yalçın, Mahmut Erdal bazılarıdır. Kaybettiği dostlarının acısı deyişlerinde yer aldı.

Aşık Ali Metin 20 adet 45’lik plak, 30 adet kaset yapmıştır. 300 e yakın deyişi bulunmaktadır. Deyişleri birçok sanatçı tarafından da söylenmiştir.

 4 Kasım 2005 tarihinde aramızdan ayrıldı Âşık Ali Metin. Vasiyeti köyüne dedesinin yanına gömülmekti. Ailesi bu isteğini yerine getirdi. Sivas’ın sert ve soğuk havası o getirildiğinde bir bahar yumuşaklığındaydı. Karşıladı onu çok sevdiği Çamşıhı, karşıladı onu çok sevdiği köyü ve diktiği ağaçları. Yaşamını onca zorluklarla geçiren Âşık Ali Metin inandığı gibi yaşamanın doygunluğu ve huzuru içinde yatıyor şimdi Sivas ellerinde ve sazı çalınıyor birçok büyük ozan gibi...

 Sevgili dostlar,

Başta belirttiğim gibi Âşık Ali Metin ile ilgili programdan sonra çok olumlu telefonlar, mailler aldım. Çamşıh Bölgesinden başlayarak hem TV de hem değerli Divriği gazetesinde bu köşede yitirdiğimiz Ozanlarımızı anmak ve tanıtmak için çaba harcamaya devam edeceğim. Bu çabam sadece Çamşıh bölgesiyle kalmayacak elbette. Divriği genelindeki ozanlarımızdan sonra tüm yurdumuzdaki yitirdiğimiz ozanlarımızı da kapsayan bir program olarak devam edecek. Bu hizmet hem yitirdiğimiz Ozanlarımıza olan saygımız gereği hem kültürümüze bir katkı olarak algılanmalı ve desteklenmelidir. Hoşca kalın.

DELİ GÖNÜL

Deli gönül yaslımısın gülmezsin
Kara bağlar, al kırmızı giymezsin  
Dermansız derdimi tabip bilmezsin
Saramadım sinemdeki yarayı

Göster cemalini sensin cennetim
Halden bilmeyene yoktur mihnetim
Kalma günahıma mürvet sultanım
Aşikâr eyleyip açma arayı

Gel Metini ahdına durmaya
Sen seni gör cismin oda yanmaya
Bir yar sevdim meyil vermem dünyaya
Yaptırayım yar gönlüne sarayı

GÜVENME GÜZELİĞİNE

Sevgilim güvenme güzelliğine
Senin de saçların tarımar olur
Aldanma dünyanın pembe rengine
Hayatın uzun bir intizar olur



Şu dünyaya gelen her insan ağlar
Çiçeklerle ağlar sularla çağlar
Bir gün gazel olur bahçeler bağlar
Nihayet isimsiz bir mezar olur

Kimisi ayrılır nazlı yârinden
Ah çektikçe dağlar oynar yerinden
Kimi benim gibi yanar derdinden
Kimi senin gibi intizar olur

Metini senin de geçer zamanın
Ne şöhretin kalır ne adın sanın
Kanunu böyledir kahpe dünyanın
Dört mevsim içinde bir bahar olur


GEL SENİNLE AHDI AMAN EDELİM

Gel seninle ahdı aman edelim
Ne sen beni unut ne de ben seni
İkimiz de bir ikrarda duralım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Bir selam salayım unutma bizi
Ahdolsun sevdiğim severim sizi
Perişan gönlümü sor bazı bazı
Ne sen beni unut nede ben seni

Senin şavkın güneşte yok ayda yok
Benim derdim yoksulda yok bayda yok
Âlem güzel olsa bize fayda yok
Ne sen beni unut ne de ben seni

Metiniyem dağlar kalksın aradan
Bizi kavuştursun ulu yaradan
Kalkıp gider ama gönlüm orada
Ne sen beni unut ne de ben seni





 

Not. Âşık Ali Metin’in öz geçmişiyle ilgili bilgi içeren yazının bir bölümü oğlu H.Gazi Metin den alınmıştır, teşekkür ederiz.

 

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Ocak 2012 11:54
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile